GÜNÜMÜZ DUMAN ADAMLARI
GÜNÜMÜZ DUMAN ADAMLARI
Baharın gelişini kuşlar gökyüzünde danslarıyla selamlarken bizler de seyre dalıyoruz eşsiz mavilik karşısında konan beyaz pamukları, mavilere karışan yeşilleri ve yeşillere tırmanan minnoş kedileri, kedileri kovalayan mini dostumuz köpekleri... Güneş bugün anne yüreğiyle ısıtıyordu, sanki kocaman kucaklıyordu tüm dünyayı ve ben de sizlere bu haftanın yazısını okutabilmek için; kulağıma kulaklık, aklıma sözcükleri taktım, çıkıyorum bulutların masalına..
Geçen haftalarda Nurefşan dostum ile Momo incelemesini yazarken "duman adamlar" kısmına daha çok değinmek istediğimi fark ettim ve bu haftanın konusu olan "günümüz duman adamlarını" sizlerle konuşmak istedim. O zaman ne dersiniz, başlayalım mı?
Kısaca hatırlayacak olursak, duman adamlar dünyayı ve zaman kavramını değiştirmek, kendi lehlerine kullanmak istiyorlardı. Uzak diyarlardan gelen Momo da buna boyun eğmiyordu, direniyordu. Direnç gösteriyorsa tehlikelidir değil mi? Ya da nasıl tüketirsen tehlike kısmı ona göre şekillenir. Çünkü adı üstünde "duman adamlar". Yani belli bariz değil. Arkasında kimler var ve bizden istedikleri neler? Evet belki bu soruların cevaplarına hemen ulaşamıyoruz; fakat bizden istedikleri şey ortada "zamanımız". Peki Momo'nun duman adamlarını anladık, biz gelelim günümüz "zaman hırsızlarına" diyorsanız, devam edelim...
GÜNÜMÜZ ZAMAN HIRSIZLARI:
1. SOSYAL MEDYA
Hayatımızın her alanında olan ve artık olmazsa olmazımız internetle birlikte sosyal medyalarımız da reklamdan tutun arkadaş edinmek gibi pek çok alanda yanımızda. Evet yanımızda ve biz bazen bu yanımızda tüten dumanı fark edemeyecek kadar çok dalıyoruz. Boğuluyoruz, nefesimiz daralıyordur; ama biz fark edemiyoruzdur. Çünkü duman adamlar bu akışı özene bözene hazırlamış. Tamam size çözüm olarak, "Sosyal medyaları kapatıyoruz gençler!" demeyeceğim; fakat gözünüzü açın ve bazı şeylerin farkına varın diyeceğim. Bazen dünyaya ve içsel dünyamıza o kadar duyarsız kalıyoruz ki gözümüzün önünde insan öldürülüyor, yangın çıkıyor, kanadı kırık kuşlar uçamıyor ve bizi bekliyor; ama biz görmüyoruz! Neden? İşin hepsini duman adamlara atamayız, çünkü aynı zamanda yararımıza da çalışıyorlar. Ben size başta ne demiştim? Dozunu ayarlamalıyız. Günde 10 saat telefonla vakit geçiriyorsak, onu önce 9'a sonra 8'e, 7, 6, 5... diyerek azaltmalıyız. Demesi kolay diyen dostlara sesleniyorum: Telefonu yahut sosyal medyayı bırakamıyorsanız izlediğiniz veya okuduğunuz içerikleri değiştirin. Takip ettiğiniz ve izlediğiniz insanlar; eğitimli, size bir şeyden çok daha fazlasını katacak, iyimser (bakın pozitif demiyorum, iyimser) olsun. Size güzellik katsın, içinizi sıkmasın. Hoş, o iç sıkılması kendinizle yüzleşmekten ise içinizi de sıksın, yeter ki yüzleşin.
Bonus olarak sizlere birkaç güzel insan önereceğim, tanımanız için..
1- Judith Malika Liberman (Yazar, öğretmen ve çok özel bir Fransız hikaye/masal anlatıcısıdır, "Şarkılı Masallar" adlı YouTube kanalı vardır.)
2- Nil Karaibrahimgil (Türk şarkıcı, şarkı yazarıdır. Aynı zamanda çok tatlı bir iham kaynağıdır.)
3- Hikmet Anıl Öztekin (Yazar, YouTuber, hakikatli bir ilham kaynağı ve bu tanımlardan çok daha fazlası...)
Ek: Ben ilginizi çekmesi için kısaca bahsettim, burada yazamadığım daha birçok güzel insanlar var. Takip etmenizi ve şayet tanıdıktan sonra hayatınıza ne gibi katkıları olduklarını benimle paylaşmanızı isterim.
(Üzgünüm çok güzel görseller seçmişim, benim bile canım çekti...)
2- Sağlığın her türlüsü öncelikle beslenmeden geçer diyerek: ABUR CUBURLAR
Size mini bir tanım yaparak başlamak istiyorum. Abur cubur: (ikileme) Besin değeri, tadı vb. düşünülmeksizin, zamanlı ve rastgele yenilen şeyler/ İpe sapa gelmez, anlamsız (söz), anlamlarına gelmektedir. Biz ona kısaca "Görünüşe aldanma, dışı seni içi beni yakar" diyebiliriz. Evet bazıları lezzetli olabilir; ama her gün de tüketilmez be kardeşim. Hem gün içinde kendini kötü ve enerjin düşmüş hissediyorsan hangi "besinleri" tükettiğini kontrol etmelisin dostum. Artı olarak bol bol su içmelisin, unutma ki su dengedir..3- Kullandığımız sözcükler yaşam biçimimizi oluşturduğu için: KENDİMİZE AİT SÖZLÜĞÜMÜZ
Sözcükler ne kadar da öylesine, sıradan diziliyor gibi görünse de etkileri emin olun tahmininizden daha fazladır, güzel dostlarım. Karakterinizden tutun nasıl hissettiğinize kadar etkiler sizi, sizinle yaşar, sizinle büyür, beslenir. Bir bakıma da reçeteniz gibidir. Sizi anlatır aslında, içeride kurduğunuz sözlüğünüz dışarıdakilere kılavuz olur, anlamlarına bakarak bir bir okurlar sizi; zihin olarak kaç yaşında olduğunuzu ve ne kadar okuduğunuzu gösterir. Çok iyi okuyabilen biri ruhunuza giden kapının kayıp anahtarını bile bulabilir. Dolayısıyla kullandığımız sözcükleri yan yana sıralarken size yakışıp yakışmadığına bakınız, bir şey size ait değilse patlak verir, tıpkı küçük korsenin büyük bedene girdikten birkaç saat sonra patlak vermesi gibi; en ufak delik, aralık bi' kapı görse, patlayıverir izin almazcasına. O yüzden dostlarım "herkes kendi bedenine göre konuşmalı".
4- ARKADAŞ ÇEVREMİZ
Tek bir insan, sabahınızın güzelleşmesini sağlayabileceği gibi o güne kötümser başlamanıza da sebep olabilir. Kiminle arkadaşlık ettiğimizi, kime güveneceğimizi özenle seçmeliyiz. Özenmeliyiz ki, sonucunda gözyaşları ile boğulan biz olmayalım. Burada dikkat çekmek istediğim başka bir şey daha var. Hayatınıza insan alma kriterleriniz nelerdir? Öyle her selam veren hayatınıza kolaylıkla girip çıkabiliyor mu, sizinle istediği şekilde konuşup, istediği gibi canınızı sıkabiliyor mu? Bunlar önemli sorular ve sorulara verdiğiniz yanıt "evet.." ise kendinizle baş başa oturup uzun uzun konuşmanız ve birtakım sözler vermeniz gerekiyordur. Zira bu gidişle ne büyüyebilirsiniz, ne de kendinize vermiş olduğunuz "değer" fark edilir hale gelir...
5- FİKİRLERİMİZ
Fikirleriniz gerçekten size mi ait? Yoksa çok sevdiğiniz bir insanın fikirlerine mi destek veriyorsunuz, daimlikle? Bu fikir gerçekten size ait ve içinize siniyorsa, kendinizi bulduğunuzun ve o çatlak aynalara bakınca kendinizi sevip kabul ettiğinizin kanıtıdır, bir bakıma. Mesela bir şeyler sizin için "fark etmez eşiğinden atlayıp 'fark eder' konuma geldiğinde kendinizi her zamankinden daha çok özgür hissedeceksiniz". Bir şeylerin sizin için fark etmesine izin verin. Korkmayın ne kimse size, ne de siz kimselere yük olmazsınız. Siz kendiniz olun, gerisi teferruat.
Sizin için fark eder olması için öncelikle kendinizi bulmanız gerekiyor. Bulun ve yüreğinizden kocaman sarılın. Sakın sıkmayın, korkup kaçmasın.. Bir karahindibaya üfleyiş gibi nazikçe sevin ruhunuzu ve bu yolda en sağlam dostlarınız kitaplarınız olsun efendim. Sizlere okuyup benim için yeri ayrı olan kitapları, dinleyip ruhumun şenlendiği bahar kokulu şarkıları ufacık fısıldayacağım, karahindiba polenlerinin şefkatle uçması gibi...
RUHUNUZA DOKUNABİLECEK MÜZİK & ŞARKILAR
- Cihat Aşkın -To Vals Tou Gamou
- Mehmet Efe -Iğdır
- Louane -Je Vole
- Les Petits Chanteurs a la Croix de Bois -Garde confiance/ Concerto opus 64
- Eric Badanti -Tamburello
- Maelle -L'effet de masse
- Farid Farjad -Robabeh Jan
- Pomme -Ceux qui revent/ Soleil soleil
- Elena Ledda -Pesa
&
- Ercan Candaş -Bir Çay Doldur Bana
- Gündoğarken -Sarmaş Dolaş
- Sezen Aksu -Kaybolan yıllar/ Aşk
- Pinhani -Ne Güzel Güldün
- The Half -Ey Gözel
- MFÖ -Neden Bana Aşk Şarkısı Yazan Çıkmaz?
- Hirai Zerdüş -Ben Bilmezdim Renkleri/ Çok Özledim Seni
- Serhat Albamya -Bi' Kahve
- Çelik -Hercai :)
SICACIK ÇİKOLATANIZA EŞLİK EDECEK KİTAPLAR
- Michael Ende -Momo
- John Steinbeck -Fareler ve İnsanlar
- Nil Karaibrahimgil -Kelebeğin Hayat Sırları
- Stefan Zweıg -Mecburiyet
- Jojo Moyes -Senden Önce Ben
- Dostoyevski -Beyaz Geceler
- Halil Cibran -Deli
- Hikmet Anıl Öztekin -Ne İçin Varsan Onun İçin Yaşa
- George Orwell -Hayvan Çiftliği
Ek: Önem sırası yoktur, hepsinin yerleri bende ayrıdır.
Ve sizler de bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Saygıyla, sevgiyle, aşkla...





Görüşmeye katılın